Kozdere Köyü Resmi İnternet Sitesi

Dul ve Yetim Maaşları

Kullanıcı Oyu:  / 3
En KötüEn İyi 


DUL VE YETİM MAAŞLARI    (1)


5510 sayılı sosyal sigortalar kanunu 31/05/2006 tarihinde kabul edilmiş  01/10/2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu yazımızın konusu 2008 yılı öncesi ve sonrası dul ve yetim maaşında oluşan değişiklikler teşkil etmektedir.


Anlatımımızda dul ve yetim maaşı konusu iç içedir. Nedeni ise bir kadının hayatın akışı içerisinde dul ve ya yetim kalabileceği vakalarının çok rastlanan bir olgu olması dolayısıyladır. Çoğu zaman yaşanan bir yanılgı maaş bağlanmasında sadece kadınların dul maaşı alacağı düşüncesidir. Oysa dul maaşı bağlanmasında erkek ve kadın ayrımı yapılmamıştır.


Dul ve yetim maaşlarında hak elde etme açısında 2003, 2005,2007 yılları önemli mihenk taşlarını teşkil eder.


06.08.2003 tarihine kadar kız çocuklarının SSK açısından yetim maaşı almaları için şu şartlar gerekiyordu.

- Çalışmamak,
- Kendi çalışmalarından dolayı herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan maaş almamak.
- Evli olmamak, evli olmakla birlikte boşanmış olmak veya dul olmak şartlarıyla herhangi bir yaş sınırlaması olmadan yetim aylığı alabilmektedir.


Erkek çocuklarsa 18 yaşını doldurana kadar yetim maaşı alırlar. Ancak bu on sekiz yaşın istisnası vardır.  Ortaöğretim yapması halinde 20 yaşını, yükseköğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmamış olması halinde yetim maaşı alır. Çalışamayacak derecede malul olan erkek çocukları her daim yetim maaşı alabilirler.


06.0.2003 ile 09.07.2005 arası dönemi


06.08.2003 tarihinde SSK kanununda yapılan düzenleme ile kız çocuklarında yetim maaşı alma şartları zorlaştırılmıştı. Bunun üzerine aylık alan binlerce yetimin aylığı kesilmiş ve yetim aylıkları bu kişiler soluğu mahkemelerde almıştı. Yaşananları bir örnekle açıklayalım.

Ölen eşinden dolayı SSK’dan dul aylığı alan çalışmayan Melek Hanım bağ kur emeklisi babasından dolayı yetim maaşı alıyor iken 4958 sayılı kanunla babadan alacağı yetim maaşını birden alamaz olmuştu. Üstelik devlet 6 Ağustos 2003 ten sonra ödediği yetim maaşlarını faiziyle geri istemişti.
Oysa Melek Hanım yetim maaşı almak için gerekli şartların hepsine uyuyordu. Yani çalışmıyordu ve herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan gelir elde etmiyordu. 4958 kanunla getirilen “diğer sosyal güvenlik kurumlarından gelir elde etmemesi” ibaresi ile bir anda yüz binlerce yetim ikinci bir aylıktan mahrum kalmıştır.


Mahkemelerdeki yığılmalar ve gelen tepkiler üzerine 09.07.2005’ ten sonra 5386 sayılı yasaya bağlı 12–146 ek genelge ile tekrar eski usule dönülmüştür.
Buna göre yetimlerin sadece kendi çalışmalarından dolayı gelir elde etmeme kıstası devam ettirilmiştir. Yine bir örnek verecek olursak; Nermin hanım çalışmadığı ve sosyal güvenlik kurumunda herhangi bir geliri olmadığı üzere emekli sandığına tabi kocasının ölümünden dolayı dul maaşı SSK lı annesinden dolayı yetim maaşı, hatta bağ kurlu ölen babasından dolayı da bağ kur yetim maaşı alabilir.


AYLIK VE GELİRLERDE ÖZELLİKLİ UNSURLAR


Aylık alma oranları hiçbir geliri olmayan eşlerde, kendisinden başka aylık alan yoksa yüzde 75 oranında; yok eğer aylığa hak sahibi çocukları varsa ayrıca kendisinin bir sosyal güvenlik kurumundan geliri varsa yüzde 50’dir. Yetimlerde tek bir yetim çocuk varsa % 25 iki yetim varsa yine yüzde 25 dir. Yani bir eş, iki yetim varsa toplam maaş oranı % 100’ü geçemez. Yetim ve dul sayısı daha fazla ise aylığın yüzde yüzünü geçmemek üzere dul ve yetimlere indirim yapılarak paylaştırılır. Aylığa hak sahibi kişiler iki kişi ve daha az ise yüzde 80’inini geçemez. Geride kalan hak sahipleri ikiden fazla ise bu oran yüzde yüze ulaşabilir. Aylıkların kesilmesi en kati şekli ile dul ve yetimin evlenmesi halinde mümkündür. Boşanmalarda aylık almaya tekrar hak kazanılır.


Dul ve yetim maaş hakkı hiçbir şekilde devredilemez. Örneğin Vefat edenin hak sahibi çocuğu ben yüzde yirmi beş hakkımı istemiyorum bu ödemeyi anneme(veya babama) verin diyemez. Kendisinin almadığı maaş devlete kalır.  Ancak vekâletle maaşını annesine (veya babasına) aldırabilir. Yine sosyal güvenlik sigortasının ilkesi gereği reddi miras talebinde bulunsalar da dul ve yetim aylıklarında bir kayıp söz konusu değildir. Reddi mirasın ne olduğunu kişilerin neden böyle bir talepte bulunduğunu kısaca açıklayalım; adı üstünde reddi miras ölenin geride kalan mirasının hak sahiplerince reddedilmesidir. Böyle bir olay genelde vefat edenin borçlarının alacaklarından çok olması durumunda yaşanır. Örneğin vefat edenin vergi borcunu ödemeye mirasçılara kalan malvarlığının yetmediği hallerde hak sahiplerince miras reddedilir. İşte kanun bu durumda dul ve yetim maaşı temel haktır sahiplerine ödenmelidir der.


Peki, dul ve yetim maaşların ödenmeyeceği hiçbir durum yok mu? Kanun bunu da düzenlemiş. Yasaya göre kendisinden aylık bağlanacak sigortalıyı kasten öldüren sakat bırakan, ya da aylık bağlanacak kimseye aile hukukundan doğan görevlerini yerine getirmeyen bundan dolayı ölüme bağlı tasarrufla mirasçılıktan çıkarılanlara aylık ödemesi yapılmaz. Bu ödemelerin yapılmaması için kesinleşmiş yargı kararlarının mevcut olması gereklidir.


Dul ve yetim maaşların ölenin normal maaşını yanında iş kazası ya da meslek hastalığının sonucunda elde edilen iş göremezlik gelir varsa aynı şekilde bu gelirde hak sahiplerine ödenir. Onu için mevzuatta daha çok “gelir ve aylık” ödemesi tabiri kullanılır. Dul maaşı, yetim maaşına göre hak kazanma açısından çok daha avantajlıdır. Dul kişi üç kurumun herhangi birinden kendisi emekli aylığı alıyorsa ölen eşinden dolayı da dul maaşı alabilir. Buna ancak evlenirse engel olunur evlenip boşanırsa yine ölen eski eşinden aylık ve gelir talebinde bulunabilir. Gerek eski gerekse yeni mevzuatta hak sahipleri dilekçe ile talepte bulunurlarsa maaş alabilirler. Talepte bulunmazlarsa aylık alamazlar. Burada beş yıllık bir zamanaşımı öngörülmüştür. Örneğim yetim Ayşe Hanım 2014 yılında tahsis talebinde bulunsun. Babasının ölüm tarihi 2008 yılı ise ancak 2009 sonrası yıllarını isteme hakkı olabilir. Örneğimizde Ayşe Hanım 2014 yılında talepte bulunduğu için 2014 yılından sonrasında maaşlarını alabilir.


Yetim maaşlarının bağlanmasında hak sahibi yetimin çalışmaması zorunluluğu uzun vadeli sigorta kolları için mevcuttur. Yani yetim hak sahibi sadece iş kazası meslek hastalığı primlerinin ödenmesi suretiyle çalışmış olması onun yetim maaşı almasına engel teşkil etmez.


İnsanların zor zamanlarında başkasına muhtaç olmadan yaşaması ilkesiyle getirilen bir sosyal güvenlik sisteminde vatandaşlık haklarından yararlanması için mutlaka dilekçe yazma zorunluluğunda olması sistemin yanlışlıklarından biridir. Vatandaşlarından vergi alırken “cebren “ tabirini kullanırken aynı vatandaşına cüzi bir aylık için hak sahibi isterse veririm diyor. Çoğu yerde de hak sahipleri kendi haklarını bilmemeleri yüzünden azımsanmayacak ölçüde gelir kayıplarına  neden olunuyor. 

DUL VE YETİM MAAŞLARI (2)

01.10.2008 SONRASI DÖNEM
5510 sayılı kanunun 32 maddesi dul ve yetim haklarını aşağıdaki şekilde sıralamış;
a)      Ölüm aylığı bağlanması
b)      Ölüm toptan ödenmesi yapılması (ölen emekli olamıyorsa ödenen para)
c)      Aylık almakta eş ve çocuklara evlenme ödeneği (çeyiz parası) verilmesi
d)     Cenaze ödeneği verilmesi
Ölüm aylığı;
a)      En az beş yıldan beri sigortalı bulunup, toplam olarak 900 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş,
b)      Malullük veya yaşlılık aylığı almakta iken veya malullük veya yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanmış olup henüz işlemi tamamlanmamış,
Bağlanmış olan malullük veya yaşlılık aylığı, sigortalı olarak çalışmaya başlamaları sebebiyle kesilmiş, durumda ölen sigortalıların hak sahiplerinin yazılı istekte bulunmaları ile aylığa hak kazanırlar.
Devlet memurlarında daha önce ölüm aylığı için 10 yıl süre gerekirken şu anki durumuyla bu süre 5 yıla indirilmiştir.
Ölüm aylığında hak sahipleri şunlardır ;
a) Dul eşine %50’ si; aylık bağlanmış çocuğu bulunmayan dul eşine ise bu kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaması veya kendi çalışmaları nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olması halinde % 75’i,
b) Bu kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya kendi çalışmaları nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklardan;
1) 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmayanların veya
2) Kurum Sağlık Kurulu ile çalışma gücünü en az % 60 oranında yitirip malul olduğu anlaşılanların veya
3) Yaşları ne olursa olsun evli olmayan evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kızların her birine % 25’ i oranında aylık bağlanır. Aylık bağlama hakkında sonradan evlat edinilenler, nesebi tashih edilen (düzeltilenlerde) diğer yetim çocuklarla aynı oranda hak sahibidir. Çalışmayan ana babalarda % 25 oranında aylığa hak kazanırlar.

5510 SAYILI YASA İLE GELEN MAĞDURİYETLER
(Çok olanın tamamı az olanın yarısı)

5510 sayılı yasa ise 2003 yılında oluşan tepkilerden dolayı daha yumuşak bir budama usulüne girilmiş sosyal güvenlik literatürüne “çok olanın tamamı az olanın yarısı” kavramı yerleştirilmiştir.


Emekçiler aleyhine sıralayabileceğimiz düzenlemeleri şöyle özetleyebiliriz.

1-    Dul maşlarında aylık bağlama oranı % 50 ye indirilmiştir.  Oysa daha önce bu oran % 75 idi. Yüzde yetmiş aylık ve gelir ödenmesi ancak hak sahibinin çalışmaması ve kendisinde başka aylık alanın olmadığı  durumlarında mümkündür.(kadını eve bağlama politikalarından biri )
2-    Çift aylık bağlanması söz konusu olamayacak. 5510 sayılı yasa ile kız çocuklarının hem eşinden hem de ana ve babasından ölüm aylığına hak kazanması halinde, tercih ettiği aylık bağlanacaktır.” Örneğin 01/10/2008 tarihinden sonra eşi ölen Fatma Hanım eşinden dolayı bağ kur dul maaşı alıyorsa ölen babasından dolayı SSK yetim maaş hakkından birini tercih edebilecektir. Oysa daha önce statü karşılaştırılması yapılarak Fatma Hanım babasından da kocasından da aylık alabiliyordu.
3-    Çok olanın tamamı az olanın yarısı; 5510 sayılı yasa madde 54; “ ana ve babasında ayrı ayrı aylığa hak kazanan çocuklara, yüksek olanın tamamı az olanın yarısı” verilecek.  Yine hem eşinden hem de ana veya babasından aylık almaya hak kazanan kız çocuğu bu iki aylıktan birini tercih edebilecek. Oysa 01/10/2008 yılı öncesinde farklı kurumlardan gelir elde etmek şartıyla hem anadan hem de babadan hak ettiği tüm aylığı alabiliyordu.örneğin yetim kız çocuğu yüzde 25  oranla anneden 250 TL babadan 450 TL (700 TL )  alma hakkı varsa bugün bu rakam 450+125 toplamda 575’e düşmüştür. 
4-    Aylık hesaplamalarında 2008 den sonra refah payı katılım kaldırılmış aylıklar daha düşük hesaplanır hale gelmiştir.
5-    Emekli sandığı dul ve yetim aylığı ödemelerinde diğer kurumlardan olan üstünlüğü hala devam etmektedir. Söylenildiği gibi SSK, Bağ kur Emekli sandığı kurumları arasında standart ve norm birliği sağlanamamıştır. Emekli sandığı; bağ kurlu ve SSK’lı çalışan yetimlere aylık bağlamakta sadece kendi statüsünde çalışanlara aylık bağlamamaktadır. Örneğin SSK’lı çalışan bir yetim bağ kur emeklisi babasından yetim maaşı alamamaktadır. Oysa emekli sandığı kanununa göre SSK’lı çalışan aynı durumdaki bir yetim emekli sandığı emeklisi babasından yetim aylığı alabilmektedir. Emekli sandığında bu ve buna benzer birçok avantajlar yasayı hazırlayan memurların kendilerine ayrıcalık tanıdıklarını göstermektedir.
6-    Tercih hakkı; 5434 sayılı kanunlar uyarınca emekli sandığı üstünlüğü tercih hakkı yönüyle devam etmektedir. Örneğin emekli sandığı emeklisi olan Hatice Hanım kendi emekli maaşı yerine daha yüksek olan albay emeklisi babasının yetim maaşını tercih edebilmektedir. Diğer iki kurumda böyle bir tercih hakkı söz konusu değildir.            
7-    5510 sayılı yasa ile maaş alamama şartlarına yabancı ülke mevzuatı kapsamında çalışanlar da eklenmiştir.

Anlattığımız konuların daha iyi anlaşılması için birkaç örnek vererek yazımızı sonlandıralım.

1-     Her üç kurumun birinden aylık alan Ayşe Hanım Emekli sandığı emeklisi kocasından dul maaşı alabilir.

2-    Ayşe Hanım bağ kur statüsünde çalışması varsa bağ kur emeklisi babasından yetim maaşı alamaz.

3-     Ayşe Hanım SSK statüsünde çalışması varsa SSK emeklisi babasından yetim maaşı alamaz.

4-     Ayşe Hanım SSK yada bağ kurlu çalışmasından dolayı emekliği aylığı alırken 5434 sayılı yasaya tabi emekli kocasından dul aylığı alabilir.

5-    Ayşe hanımın hiç çalışması yoksa ana ve babadan yetim aylığına hak kazanmışsa varsa yüksek olanın tamamı az olanın yarısını alır.

6-    Devlet memuru emeklisi Fatma Hanım hem kendi aylığını hem de bağ kur emeklisi eşinin emekli aylığını alabilir. (dul aylığı her zaman önceliklidir)

7-    Devlet memuru emeklisi Fatma Hanım hem kendi aylığını hem SSK emeklisi eşinin aylığını birlikte alır.
8-     Devlet memuru emeklisi Fatma Hanım kendi aylığını alırken ana ya da babadan da yetim aylığına hak kazanırsa dilerse ana ya da babasının maaşını tercih edip kendi maaşından vazgeçebilir.    
9-    Yine aynı örnekte geliri olmayan Fatma Hanım 5434 sayılı (emekli sandığı)yasaya göre emekli sandığından yetim maaşı alıyorsa 5434 sayılı yasa ya göre dul aylığı talebinde bulunursa iki aylıktan birini tercih edebilecek.

10-    SSK’lı çalışan Nermin Hanım SSK’ya göre emekli aylığı alıyorsa SSK emeklisi babasından yetim aylığı alamayacaktır.

11-    Çalışmayacak derecede ağır özürlü olan 30 yaşındaki Mehmet Bey SSK; Bağ kur ya da Emekli Sandığı emeklisi ölen babasında yetim aylığı alabilir. Yaşı ne olursa olsun özürlülüğü devam ettiği müddetçe de aylığı almaya devam eder.

Görüldüğü üzere hak sahibinin gerek kendisi gerekse dul ve yetim maaşı alacağı yakınının sigortalılık statüsü alacağı aylığa ve miktarına oldukça önemli etkisi bulunmaktadır. Sosyal güvenliğin tek bir çatı altında toplanması kurumlar arası farklılığı değiştirmemektedir.

GÜLÜZAR ÖZEV